Ve Allah`tan bağışlanma dile. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Nisa-106)

  • DOLAR
    6,0710
    %0,07
  • EURO
    6,5568
    %0,09
  • ALTIN
    312,65
    %-0,02
  • BIST
    7,8942
    %0,08
Reenkarnasyon ve Dinler

Reenkarnasyon ve Dinler

Reenkarnasyon kelime anlamına değinmeden önce, enkarnasyon kelime anlamına değinmek gerekiyor. Enkarnasyon, vücut bulmaktır, Reenkarnasyon ise ruhun bin yıllar boyunca sürekli kemale eremediği için yeryüzüne çeşitli zamanlarda, çeşitli coğrafyalarda ve farklı aile ferdi olarak dünyaya gelmesi olayıdır. Bu olayın bilimsel bir ispati yoktur. Fakat yine de Adalet sorunsalına bir çözüm olarak görülebiliyor.  Çünkü sakat doğumlar, gelir adaletsizliği, çocuk yaşta ölenler, kör doğan insanlar hasta doğan insanlar adalet perdesinde bazı delikler açmaktadır. Bunun gibi bir problemlerin çözümü, uzak doğu inanışlarına göre ve bazı mistik ekollere göre reenkarnasyondur. Doğu ile batıyı felsefi açıdan birbirinden ayıran en önemli temel olarak; reenkarnasyon kabul edilebilir. Bu açıdan Doğu dinlerinin biraz daha az analitik olduğu da söylenebilir. Nitekim Budizm Caynizm ve Hinduizm gibi Uzakdoğu dinlerinde Yeniden Doğuş temel bir gerçeklik olarak kabul edilir ve bu dinler bu temel gerçeklik üzerine inşa edilir.

Hristiyanlık dininde Reenkarnasyon reddedilmesine rağmen alt mezheplerin bir kısmında ilgi görmektedir. Çünkü mistik ve ezoterik okulların yeniden doğuş meselesinde kendine has çeşitli açıklamaları vardır; Latince etin tekrar canlanması fiziksel olarak tekrar gövdenin oluşması anlamına gelen reenkarnasyon, ruhun hayatı terk edip belli bir süre başka bir boyuta kalması,o boyutta bir hesaba çekilmesi ve Tekamül görevini tamamlamak üzere yeniden Dünyaya gelmesi olarak tanımlanıyor.

 

Bazı İnsanlar Ben Daha Önce Geldim Diyor Ama!

 

Bir takım düşünce jimnastiği yapan gruplara göre ruh yeryüzüne farklı bedenlerle inmiyor! Ama geçmişini hatırlayan insanlar sorununa şöyle bir açıklama olarak şöyle bir temel görüş yer alıyor: Evrende kozmik bilinç adı verilen ve bugüne kadar dünyada yaşanmış bütün İnsanların düşünce ve deneyimlerini içinde barındıran bir kozmik kütüphane olduğu ileri sürülüyor. Bu kozmik kütüphaneden zaman zaman frekansı tutturarak geçmiş yaşamlar hakkında güçlü sezgiler elde etmek ve özel bilgiler elde etmek mümkün olabiliyor. Yani MatriX sinema filminde izlediğiniz gibi; bir kimsenin, bir makinenin tüm bilgisi insan beynine yüklenebiliyor. Reenkarnasyon inancından farklı olarak bir de tenasüh inancı var ki bu inanç Hindistan’da bir çok mezhepçe oldukça geçerli bir inançtır. Tanrıya varma yolunda ilerleme kaydedememiş olan ve bu dünyada verilen yaşam fırsatını kötü değerlendiren ruhların tekrar dünyaya geldiklerinde, bitki veya hayvan olarak geleceklerine İnanılır ki bunu destekleyen mezheplere göre Bir karınca dahi zarar görmemelidir, çünkü o karınca kendi imtihanını yaşamaktadır. Fakat Tenasüh inancına inanmayan ama bununla beraber reenkarnasyona inanan düşünce ekollerinde;  reenkarnasyonda ilerleme tek yönlü kabul edilmektedir. Belli bir noktaya kadar ilerlemiş olan ruh, bedeni terk ettiğinde ve yeniden geldiğinde bir önceki hayatında elde etmiş olduğu bilgi tecrübe ve deneyimleri bir sonraki hayatında kullanır. Ancak bunları bizim hatırladığımız şekilde hatırlamaz, sadece içgüdüsel ve sezgisel olarak uç kısımlarda yaşadığında, ya da zor durumlarda kaldığında bu tecrübelerinden yararlanır. O da bir şimşek çakışı gibi, zihninde aniden beliriverir. Yani çözümler zaten hazır ve bilinçaltında saklıdır. Onlardan yararlanabilmesi için uygun zamanın gelmesi gerekir.

 

Bilim Ne Diyor?

 

Esasında bilimsel araştırmalar gösteriyor ki insan vücudu ve hayvan vücudu 7 ile 10 yıl arasında kendini tamamen yenilemektedir ve bu süreden sonra yeni bir vücut meydana gelmektedir. Yani bizler 10 yıl önceki insan değilizdir, tamamen farklı bir vücudumuz vardır! Fakat bu tespit reenkarnasyonun açıklanması için sadece basit bir argüman olarak görünüyor. Çünkü ruh hala bedenin içindedir ve bir yere ayrılmamıştır. Reenkarnasyondan kesin olarak ayrılan tarafı ruhun bedeni tamamen terk ettikten sonra Berzah alemi ya da astral alemde belirli bir süre kaldıktan sonra kendi vicdanı tarafından hesaba iyice çekildikten sonra yeni bir fırsat istemesi ve bu fırsatın kendisine verilmesi sonucu yeniden Dünyaya gelmesi ve tecrübelerini kaldığı yerden devam etmesi, yani tekamül yolunda ilerlemesi söz konusu olmaktadır. Reenkarnasyon kavramına çeşitli dinler çeşitli açıklamalar getirmişler.

 

Hinduizm ve Reenkarnasyon

 

Hinduizm’in temel inancına baktığımızda yeniden doğuş gene doğum karma adı verilen geçmişteki iyi ve kötü deneyimlere bağlı olarak gerçekleşen bir süreçtir, insanı dünyaya yeniden düşüren şey tamamen kendi nefsani arzularıdır. Evrensel ve gizli bir kanun; her arzunun gerçekleştirilmesi gerektiği temeline sahiptir. Arzu gerçekleşmeden kişi ölürse, bir sonraki yaşama devredilir. Hinduizmin kutsal kitabı olarak kabul edilen Rigveda reenkarnasyona atıfta bulunmaktadır. Bu kitapta açıkça yeniden doğuşun olduğu belirtilmektedir. Bhagavad Gita yine Uzak Doğu’da kutsal bir kitap olarak kabul ediliyor, insan bedeninin tıpkı yıpranmış bir elbise gibi atıldığı fakat ruhun sonsuza dek yaşayacağı belirtiliyor. Hindistanlı bir bilgiye olan Shankaracharya’ya görev hayat tamamen Bir rüya gibidir ve aldatıcıdır! Samsara adı verilen doğum ve ölüm döngüsüne hapsolmak istemeyen insanlar EGO bilincinden tamamen kurtulmalı bir arzularından tamamen arınmalıdır ki Reenkarnasyon Zincirini bu şekilde kırabilirler. O’na göre Bunu kırmanın başka bir yolu yoktur. Yeryüzünde yapılan her türlü Eylem düşünce davranış evrende kayıt edilir; bir kişinin bütün eylemleri onun karmasını ne oluşturur. Karma İlk defa Upaşinat’larda zikredilen bir konsepttir, buna göre her hareketin, eylemin bir karşılığı ya da  bir tepkisi vardır ve bu da kişinin enkarnasyonunu belirlemektedir!  Kişinin kurtulması için ölümsüz bir ruh olduğunu idrak etmesi gerekir ve kişinin dünyanın bütün zevk ve şatafatından arınması çok zor olduğu için ve tabi çok az İnsan bunu başarabildiği için bu imtihanı geçip bir daha dünyaya gelmelerine lüzum kalmamaktadır. Ama diğer çoğunluk sürekli bu acı içinde kıvranmaktadır ve dünyaya tekrar tekrar gelip başarısız olmaktadırlar.

 

Jainizm ve Reenkarnasyon

 

Jainizm de bu olayı temel alan dinlerden biridir. Bu dine göre, kişi kendi hayatından tamamen sorumludur, kişinin kişisel kaderinde ödül-ceza olmadan kişi kendi karmasının ( geçmiş eylemleri) bir sonucu olarak yeniden dünyaya gelir. Dünya bir cehennemdir ve kişi şiddetli eylemleri yaptığı sürece bu cehenneme düşer; aldatmak, sahtekarlık yapmak, yalan söylemek, hayvan olarak gelmeye yol açar; buna karşın iyi şefkatli bir karakter insan olarak gelmeye hak kazanır. Her bir ruh kendinden sorumludur ve başka ruhlara yardım edemez.

 

Budizm ve Reenkarnasyon

 

Budizm’i diğerlerinden ayıran temelde şu inanışlardır: Ruhun bir kişilik olarak anılmaması, aksine her şeyin büyük bir bilinç gücünün parçası olması ve her şeyin bir ve tek olduğuna inanılması temeli oldukça güçlüdür. Bu bilince saf ve temiz bir geçmişe sahip olan iyi niyetli insanların meditasyon eylemleri ile ulaşılabilir. Karmanın temiz olması gerekir. Bu doktrinde kişi aydınlandığında aynı anda herkesin yükünü, acısını hisseder. Çünkü kişi ana bilince bağlanır. Kişi yeniden dünyaya geldiğinde akışı sağlanan şey, fiziksel özellikleri ve içgüdüsel davranışları değil, sadece bilinç akışıdır. Arzularını yok eden biri aydınlanmaya da erişir düşüncesi kabul görmüştür.

 

Sihizm ve Reenkarnasyon

 

Bu düşünce ya da din ekolü de; kişinin iyi bir yaşam yaşaması halinde, daha yüksek bir profille yeniden dünyaya geleceğini savunur. Kötü alışkanlıkları adet edinenlerin bir dahaki gelişinde daha kötü bir profil ile gelecekleri, daha kötü bir zamana, aileye ve coğrafyaya geleceklerine inanılır.

 

İslam ve Reenkarnasyon

 

İslam’da yeniden doğuş dünya için mümkün değildir. Semavi dinlerin hepsinde de bu görüş kabul görmez. Eğer böyle bir durum söz konusu olursa, kişi, asıl kıyamet gününde, -ara berzah alemleri değil- hangi yaşamlardan sorumlu tutulacaktır? Bu büyük bir sorun olarak görülüyor. Bu nedenle sadece bir yaşam olduğu kabul edilir. Fakat bazı sınırlı sufi ekollerinin buna kapı araladığı düşünülebilir;  mesela Sinan İbn Salman Bin Muhammed ( 1162-1192); İsmailizm’i etkilediği düşünülen Alawi’nin öğretilerinden etkilenerek ruhlar göçü fikrini benimsediği bazı kaynaklarca savunulmaktadır.

 

Hristiyanlık ve Reenkarnasyon

 

Hristiyanlıkta Roma fraksiyonu reenkarnasyonu reddetmektedir.  Bogomil ve Katharlar ise Hristiyanlığın Manich mezhepleri olarak anılan mezhepler olup; reenkarnasyonu kabul etmektedirler. Teo-sofistler ve Kabala ezoterik felsefeler olarak Reenkarnasyonu kabul eder. Yapılan bir araştırmaya göre; ABD’deki Hristiyanların yüzde 25’i reenkarnasyonu kabul ediyor. Araştırma Güney Kaliforniya Üniversitesi profesörünün başkanlık ettiği bir grup tarafından yapıldı.

 

Ruhsal Okullar ve Yeni Akımlar

 

Genel itibari ile ruhsal okullar reenkarnasyon kavramını kabul eden kurumlardır ama  bazı farklılıklar ile reenkarnasyonun amacının ruhun arınması ve bilgelik kazanması olduğunu dile getirirler. Kişi bilge olursa, böylece doğum ve ölüm döngüsünden çıkabilir. Reenkarnasyon için farklı bir açıklama yapan gurusu Osho diğer adı ile  Bhagvan Rajaneesh olarak da bilinen Osho, Bireyin, vücuda yerleşmiş bir bilinç olduğunu ifade ediyor. Bireyin zihninin, hem iyi hem de kötü anılarla dolup taştığını belirtiyor.

Buna göre, iyiden çok kötü hatıralar, kötü olaylar canımızı yakan her türlü olay iyi olanlardan daha fazla hatırlanıyor. Belleğimiz sadece kozmik bir enerjidir, enerji ise hiçbir zaman yok edilemez. Kişi ölünce bireysel belleği kozmoz okyanusuna çözülür ve bu bir damla suyun okyanusa karışması olarak düşünülür. Esas soru budur: Kişi, bir damla su olarak formunu korur mu? Eğer korumuyorsa, bu oyunun anlamı nedir? Reenkarnasyon yeni bir umut olmaktan çıkar. Yeni doğan kişi eskinin anıları ile gelse dahi bu anılar onu bilge kişi yapma yolunda ne kadar etkili olabilecektir? Ortada kişi kavramının kalmaması, büyük bir çaresizlik hisi uyandırıyor!  Eğer kişi kozmik bilinçte yok olacaksa, dünyadaki geçici varlığının amacı nedir? Osho’ya göre kişi gerçek anlamda yeniden doğmaz, sadece anılar ve yaşanmış olan tecrübeler başka bir insanda devam ettirilir. Hayatını an be an yaşayan insanlar, ‘an’a değer veren geçmiş ve geleceği umursamayan, hayatın tüm sürprizlerine açık olan insanlar, bilge olur ve bir daha hatıra veya anı bırakmadıkları için, en önemlisi sıfır arzu ile gittikleri için bilinç akışı kesilir. Zaman zaman bazı bilinç formları, bütünlüğünü tamamlayanlardan söz ediyoruz, dünyaya gelerek; insanlara ışık olmak için mücadele etmeyi isterler ve gelirler. Bundan çıkarları, ruh kademelerini biraz daha yükseltmek, Tanrı’ya biraz daha yakın olmak. Evet bu görüşü savunan mistik ekoller de var. İnsanlığa ne kadar çok yardımcı olunursa, iyilik, sevgi merhamet ne kadar çok yayılırsa insanlık, amacına daha kısa sürede erişir.

 

Reenkarnasyon Konusu Son derece Karmaşık Bir Konudur

 

Birçok problemin açıklanması için reenkarnasyon tatmin edici cevaplar verebilir. Mesela dünyadaki adaletsiz yaşamlar, haksızlığa uğrayıp ölenler, kötülük yapanlar, dünyaya yenik gelenler, sorunların içinde doğanlar, diğer tarafta bir eli yağda bir eli balda doğanlar, dünyada hiçbir sıkıntı çekmeden boş beleş yaşayanlar ve örnekler çoğaltılabilir. Bilinç akışı ile kastedilen şey, kişinin kendisini ifade etmiyorsa benlik yok olacaksa, bu oyunun anlamı nedir?  Dahası iyilik ve kötülük problemi nasıl çözülecektir? İnsan neden iyilik yapmalıdır? Sadece kendini iyi hissettiği için mi? Ya da neden kötülük yapmamalıdır? Batı felsefesi bu konular üzerine çok fazla kafa patlattı ve bir sonuca ulaşamadı. Genellikle varoluşçu filozlar olan Soren K., F. Nietzche, Kant vb… Doğunun yaklaşımı ise analitik olmamakla beraber biraz daha yatıştırıcı geliyor. Batı bir çözüm sunamıyor ve kişiyi karmaşadan karmaşaya sürüklüyor. Her bir açıklama, başka yüzlerce soru üretiyor ve bu işin sonu; ya tımarhanede bitiyor ya da büyük bir boş vermişlik ile son noktasına yani en başa geliniyor. Doğu ise biraz daha yatıştırıcı cevaplar veriyor. Ama öyle sanıyoruz ki, birey ölümü deneyimlemeden, asla bu soruların tam cevabını alamayacak. O zamana kadar akıl ile kalbin çatışması hız kesmeden devam edecek. Fakat ölümü deneyimleyen kişi, perdenin arkasına geçtiğinde, bu boyuta hiçbir deneyimini olarak aktaramayacak. Hayat boyu rahat ettirmeye çalıştığımız kavramı yok olacak. Ölüm ile yaşam arasındaki bu keskin sınır, öyle görünüyor ki hala gizemini korumaya devam edecek.



Sosyal Medyada Paylaşın:

9 yorum

  1. ben bu konuyu cok merak ediyordum. Tibetin ölüler kitabı mısırın ölüler kitabı konularını okudum. Beni en çok etkileyen kitap da bir yoginin otobiyografisi kitabıydı. Tüm dünyamı değiştirdi diyebilirim. Yogayı batı kültüründen yüzeysel hareketler olarak alırsınız ama asıl yoga bundan cok farklı ölüm sonrası olanlar da bu kitapta yazılı

  2. Kesinlikle harıka bir yazı olmuş tüm inanışların yaklaşımlarına yer verilmiş

  3. Bir psikiyatristin ofisinde, evlilik danışmanlığındaydım. ve psikiyatrist beni hipnotize edebilecek ve bileğime hayali bir düğme koyabileceğini düşündü, böylece bir sigara istediğimde o düğmeye basabilirdim ve sigara arzusu giderdi. Bence bu harika bir fikir.

    Her neyse, hipnoz altında, geri dönmemi, daha geriye gitmemi, çok mutlu olduğum ve güçlü hissettiğim bir zaman bulmamı söyledi. sanki bir asansör boşluğuna düştüm, hepsi farklı renklerdeydi. Gerçekten havalıydı. Bu kirli battaniyeye sarılmış küçük bir bebek gibi uyandım. Bir şöminede ateşin üzerinde asılı bir tencerenin önünde bu toprak zeminde uzanıyordum. Etrafa baktığımı hatırlıyorum, tüm bu kirler gerçekten kirliydi. Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim. Ve birdenbire, hipnozumdan uyandım. Belki de bu vizyonun sonunda bir bebek olarak öldüğümü düşündüm. Veya uyandım. Bunu hala hatırlıyorum ve çok açıktı. Hipnotize olduğumdan bu yana yaklaşık 30 yıl geçti ve bunu sanki dünmüş gibi hatırlıyorum

  4. uzun zamandır ilgilimi çeken bir konuydu ve pek kaynak yok gibi iyi ki burayı buldum yazı farklı açılardan dünlere ve inanışlara bakıyor da bana göre adil bir çözüm reenkarnasyon… çünkü bu adaletsizlik böyle bir çözümle giderilebilir sınıf ayrımları engelli- sağlam insanların eşit olmayan fırsatlarda hayat mücadelesi insanların zihninde sanki adalet yok gibi bir düşünceye yol açıyor. bakıyorsunuz biri milyon dolarlara sahip olarak doğuyor, diğeri borçlu sefil bir ortama geliyor .eşitlik yok ve sakat dogumlar da var doğuştan sakat kör gelen insanlar var? bazı insanlar torpilli bazıları tu kaka… bu adalet değil. Şimdi biri kalkacak ve diyecek ki, adalatin olması gerektiğini de nerden çıkarıyorsun? böyle bir beklentiye girme diyebilir. bu da güzel bir yaklaşim olur

  5. merhaba, çok genis bir konu bu derli topu ve bilgi verici olmus ama bu olay ancak olasilik olabilir yani gercek olmayabilir

  6. slm. benim düşüncem ve mantıkli olan şey bir kişinin dünyadan gittikten sonra geri gelmeyeceğidir. Giden gelmez ama deneyimler sizin de dediğiniz gibi, yeni nesiller tarafından tecrübe olarak kullanılabilir. bu günün çocukları ile 200 yıl önce doğan çocukların zeka seviyeleri algiları ve büyüme hızları arasında çok fark var. Sanki nesilden nesle daha ileri gidiyor bilinç. Fakat son durumda örnek Ali ölür ve bir daha aynı Ali gelmez. aydınlatıcı bilgi için teşekkürler insanın sonsuzluğa gözünü dikmesinin bir sonucu olan bu tür çıkarımlar olabilir. ama her çıkarim gerçeği yansıtmaz tabi

  7. mrb. benim bu yazıdan anladığım kadari şudur bilinç bir yerlere taşınıyor galiba sonra o bilinçten başka bir beden bilgiyi çekiyor yani bilnç ölmüyor. yani beden zaten ölüyor ama bilinç daimi kalıyor ta ki tekamüle kadar ben öyle anladım ve çok bana göre uygun

  8. Yukarıda, bâtıl inanç olan reenkarnasyondan bahsetmiştik. Bu bâtıl inanç, daha çok Hindu ve Budistlerde görülür. Ölen kimsenin ruhu başkasına geçmez. Geçtiğini bildiren hiçbir âyet veya hadis yoktur. Hiçbir âlim de böyle bir şey söylememiştir. Kur’an-ı kerimde ölüm ve dirilişle ilgili birçok âyet-i kerime vardır. Hiçbirinde ruhun başka bir insana veya başka bir mahluka geçtiğini gösteren bir ifade yoktur. Zaten Allahü teâlâ insanlara ruh hakkında kâfi bilgi vermemiştir. İsra suresinin (Sana ruh hakkında soranlara, de ki, “Ruh Rabbimin işlerindendir, size az bir bilgi verilmiştir”) mealindeki 85. âyeti de ruhun mahiyetini bilmenin imkansız olduğunu gösteriyor.

  9. reenkarnasyon hakkindaki bu yaziniz çok aciklayici ve bilgi verici ama tenasuh konusu yani hayvan olarak dogus cok korkunc bu konuyu biraz acabilir misiniz ben bu konuyu cok merak ediyorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM